Kocatepe Camii Ankara       

               CAMİLERİN VE MESCİDLERİN ÖNEMİ

           Bütün inanç sistemlerinde bir kutsal mekân kavramı vardır. İnanç duygusu insanın yaratılış özelliğinden kaynaklandığına göre, istisnalar bir kenara bırakılacak olursa her zaman insanların doğru yada yanlış bir şeylere inandığını düşünmek isabetli olacaktır ve tarih bu görüşü doğrulamaktadır. Hal böyle olunca insanlar, inançlarından kaynaklanan bir takım ritüellerin gereğini yerine getirebilmek için kutsal mekânlar oluşturmuşlar ve bu mekanlar, bireysel ve toplumsal alanda inançları canlı olarak yaşanılır kılmıştır.Çoğu zaman da yine bu inanç çerçevesinde insanların,sosyal faaliyet alanı olarak sorunlarına çareler aradığı yerler olmuştur buralar. Bu mekânlar nanılan dinin özelliğine, inanç içerisinde üstlendiği role göre farklı değer ve  yapılara sahiptir.

          İslam’ın kutsal mekânları olan Camiler ise İslam da hayati öneme haizdir. Bu, İslam’ın ana kaynağı olan Kur’an da Allah(cc) verdiği önem(9/108–109, 24/36–37, 22/40, 2/114)ve Hz Muhammed(s.a.v.)in uygulamalarında kendini göstermektedir.Yüce kitabımız Kur’an ı kerimde mescitlerin yapılması teşvik edilmiş, buraları kimlerin imar edeceği(9/18),ve ne niyetle yapılması gerektiğinin ifade edildiği gibi (9/107-108),bu kutsal yerlere nasıl gelinmesi gerektiği dahi açıklanmıştır ( 7/31).Hz.Peygamber(s.a.v)de  daha hicretleri esnasında Medine yakınlarında bulanan Kuba köyünde kısa bir süre kalmış ve bu esnada  Kuba mescidi adıyla bilinen Mescid’i inşa ettirmiş ve kendisi de bizzat yapımında çalışmıştır.Medine’ye ulaştıklarında ise yine her şeyden önce Mescidi nebevinin inşasına başlanmıştır.Bu itibarla İslam da ilk kurumlaşma Camiyle başlamıştır bile diyebiliriz.Cami o günkü Müslümanlar için sadece bir ibadet mahalli değil aynı zamanda bazı adli davaların görüldüğü,savaş kararlarının alındığı,başka kabile ve devlet temsilcilerinin  kabul edildiği,eğitim ve öğretimin yapıldığı,çeşitli sosyal faaliyetlerin icra edildiği yerler olarak adeta Müslüman toplumun  kalbi olmuştur.

           İslam coğrafyasının genişlemesi ve Müslüman nüfusun artması sonucu aynı oranda problemlerin de çoğalması ve çeşitlenmesi,bazı alanlarda uzmanlaşma gereksinimini ortaya çıkarmış ve camilerde icra edilen bu hizmetler yerini daha hususi alanlara bırakmıştır ama Müslümanlar için cami yine de merkezi önemini korumuş ve cami yapımına gereken önem verilmiştir.Sonraki Müslümanlar da bu geleneği sürdürmüşler ve fethettikleri yerlerde hemen cami inşasına başlanmış ve Cami merkezli bir hayat dizayn edilmiştir.Bizim şanlı tarihimiz de bunun örnekleriyle doludur,kendine has mimari yapısıyla ortaya koyduğu bu şaheserler asırlardır ayakta kalmayı başarabilmiş ve bir zamanlar yaşadığımız coğrafyalarda mührümüz olmuştur.Bu eserler bizleri, adeta zamanı durdurup  tarihin içine çekmekte ve bize altın yıllarımızı yeniden hatırlatmakta ve bir aidiyet duygusu ve tarih bilinci kazandırmaktadır.        

           Bu konuda günümüzden verebileceğimiz bir  örnek ise yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız tarafından sergilenmektedir. Yıllar önce biraz para biriktirip Türkiye’ye dönme düşüncesiyle işçi olarak yurtdışına çıkan ve özellikle de Avrupa’ya giden vatandaşlarımız bir süre bu ihtiyaçlarını heim lerde ve başka buldukları küçük küçük yerlerde karşılamaya çalıştılar.Zamanla burada kalıcı olunduğunun anlaşılmasıyla her tarafta Cami dernekleri kuruldu ve önceleri bazı binalar satın alınarak Camiye çevrilirken,daha sonraları arsalar alınıp müstakil camiler yapılmaya başlandı.Bu süreç bazı zorluklara rağmen devam etmektedir.Devletimiz de buralarda yaşayan insanlarımızın ihtiyaçlarına kayıtsız kalmamış farklı ülkelerde yaşayan insanlarımıza din görevlisi göndererek onlara sahip çıkmıştır.Bu hizmetlerden diğer islam ülkelerinden gelen dili ve kökeni farklı Müslümanlarda yararlanmaktadır.

           T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı yıllardır bu camilerde görev yapmak üzere din görevlisi yetiştirip göndermektedir ve bu görevliler buralarda yapılan hemen her olumlu faaliyette öncü rolü oynamaktadırlar. Ditib bünyesinde kurumlaşan bu cami derneklerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır.Buralar sosyal ve kültürel faaliyetlerin yürütüldüğü,hem içinde bulunduğu toplumla ve hem de kendi kimliğiyle sorunlar yaşayan insanımızın ve özellikle gençlerimizin sorunlarının çözümüne çareler arandığı mekanlardır. Aynı zamanda buralar farklı din temsilcilerinin ve sosyal grupların da buluştuğu diyalog merkezleri görevini yürütmektedir.

           Bugün bu kutsal mekânlara olan ihtiyaç gün geçtikçe  artmaktadır.İçinde yaşadığımız çağda insanlar aşırı dünyevileşti ve bunun sonucu olarak da manevi değerler erozyona uğradı.Tabi ki buna paralel olarak  toplumsal ilişkiler zayıflayarak aşırı bireyselleşmeye gidildi.Bunun sonucu ise insanlar daha da yalnızlaşmakta ve mutsuz olmaktadırlar.İşte bu ortamda insanların manevi havayı teneffüs ederek huzur duyacağı ve Rabbiyle olan randevusuna geldiği için rahatlayacağı,deşarj olacağı bu mekanlara her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır.Camiler,bahsi geçen  problemlerin giderilmesinde olumlu rol oynadığı gibi insanların sosyalleşmesine de önemli derecede katkılar sağlamaktadır.Bu kutsal yerlerin yokluğu durumunda belki bırakalım şehir yada kazada yaşayanları,aynı mahallenin insanları bile birbirlerini göremeden yıllarca yaşayıp gideceklerdi.

           Bu gün yapılması gereken ise günün ihtiyaçları da dikkate alınarak buralarda verilen hizmet çeşitlendirilmeli,varsa bazı eksiklikler giderilerek insanımızla cami arasındaki mesafe kısaltılmalıdır.Camiiler sadece namaz kılma mekanları olarak değil ilk dönemdeki gibi sosyal faaliyetlerin de daha çok icra edildiği,namaz harici de kullanılabilen yerler olmalı ve özellikle de gençlere,kadınlara yönelik çalışmalar yapılmalıdır.                                             

YazarEfrahim ÇEVİK

                            Fatih Camii Din Görevlisi 

                     67433 Neustadt / Weinstrasse

Almanya